Korona Virüs Sonrasında Girişimcileri Bekleyen Dünya ve Süreçte Yaratıcı Düşünme Önerileri


Girişimci, karşısına hangi zorluk çıkarsa çıksın fırsatlarını ve risklerini bilerek karar sistemi oluşturmaktan vazgeçmemelidir. Zor dönemlerden sağ çıkmak ve güçlenmek için taktik ve ​stratejiler yardımcı olabilir.

İyi Okumalar...
 


Dünyanın dört bir yanında, topluluklar, kuruluşlar ve hükümetler, halkın salgın ile başa çıkmasına yardımcı olmayı umarak COVID-19 hastalığına neden olan yeni koronavirüs (veya SARS-CoV-2) ile mücadele ediyorlar.

Dört bir yandaki işletmeler, salgına karşı önlem olarak yüz yüze görüşmeleri erteledikçe ve iptal ettikçe, işyerinde öğrenme en erken ve en çok etkilenen iş faaliyetlerinden biri olarak ortaya çıkmaktadır.

Bu durum beraberinde girişimcileri de etkilemekte ve 21. yy “Yaratıcı Çalışan Sınıfı” olarak tanımlanan Y ve Z jenerasyonunu da etkilemektedir. Mart ayı başındaki gözlemlerimize dayanarak, Haziran 2020 sonuna kadar yüz yüze yapılan programların yarısı iptal edildi.

Startupların da COVID-19 ile savaşı başladı ve sürüyor. Günler süren ürün/hizmet deneyleri, sunum hazırlıkları ve fizibilite çalışmaları yarım kalmış olsa da fırsatlar hala fazla. İnsanlık tarihinde her dönemin kendine özgü sınırları, riskleri ve fırsatları oldu. Bu yüzden dünyadaki gelişmeleri çok iyi takip etmeliyiz.

Startupların önceliği, belkide ilk yapmaları gereken müşterinin ihtiyacını anlayabilmek. Şuan dünyada bazı şeylere daha çok ihtiyaç var.

COVID-19 ’un dünyaya belirgin olarak gösterdiği ihtiyaçlar hızla ortaya çıkmakta ve bu durumu iyi okuyabilecek girişimcilerin, örümcek adam dürtülerini yakalamak için durumu iyi gözlem- lemeleri lazım.

Şu an dünyada COVID-19 sorunlarını gidermek için, hızlı hareket eden, sosyal olarak bilinçli girişimler, küçük işletmelere kredi sağlamak için dijital finansal araçlar geliştirmeyi, karanti- nada olan insanlar için dijital zihinsel sağlık çözümleri tasarlamayı ve gelişmekte olan ülkeler için düşük maliyetli, açık kaynak kodlu ve düşük kaynaklı ventilatörler üretimini içeriyor.

COVID-19 Öğrenme - Tepki Verme Dönemine Girdik

Bahsettiğim projeler sadece buz dağının görünen tarafı,  çok daha fazla proje şu an okuduğunuz bu yazı sürecinde gelişmekte.

Girişimciler, karantina dönemlerini çok daha verimli kullanmalılar. Öncesinde olduğu gibi bu süreç sonrasında da dünya ekonomisinin başında olacaklar. Girişimcilere belli stratejileri ve COVID-19 Süreci sonrasından olabilecek - lerinden bahsetmeden evvel kısaca VUCA’dan bahsetmek istiyorum.

İlk 1990’ların başında hayatımıza giren Vuca, değişken (volatile), belirsiz (uncertain), karmaşık (complex) ve muğlak (ambigious) kelimelerinin baş harfidir.

Soğuk Savaş’ın bitmesi ve asimetrik tehditlerin ortaya çıkması neticesinde yeni güvenlik ortamını tanımlamak için “gelişmiş ülkeler” tarafından ortaya atılan VUCA kavramı, bulunduğumuz dönemin şartlarını anlamak için giderek daha fazla kullanılmaya başlandı. VUCA kavramı, 2000’li yıllarda ortaya iyice belirgin- leşen gelişmeler iş dünyasında da sıkça konuşulur oldu. Değişkenlik, değişimin hızının ve boyutlarının gittikçe artmasına; belirsizlik öngörülemezliğin en belirleyici kural olmasına, karmaşıklık parçalar arasındaki ilişkilerin kurulmasının zorlaşmasına ve muğlaklık da çevremizdeki olguları anlamlandırmakta zorlanmamıza işaret ediyor.

Bu kavramları her firma olduğu gibi girişimcil- erde yaşıyor. Bir gün diğer günkü gibi olmuyor. Rekabetin fazla olduğu gibi dünya da çok hızlı bir şekilde dönüyor.

VUCA, girişimciler için de bir risk ve fırsat dönemi. Riskleri ve fırsatları en aza indirecek karar sistemleri oluşturarak yıllardır VUCA döneminden sağ çıkmak ya da güçlenmek için çalışıyoruz.

Ancak bu COVID-19 sonrasın da çoğu kalıplaşmış sistem değişecek. Sadece geçmiş tecrübelerin ve ezberlerin yeterli olmayacağı bir döneme giriyoruz. Özellikle kısa vadeli ani krizlere alışmış Türkiye’de bu süreci verimli bir şekilde ilerletecek ve rakiplerinden önde olmayı sağlayan girişimciler önceden 5-0 ise şimdi 10-0 önde olacaklar.

COVID - 19 sonrası ön görülerimden bahsedecek olursak; 

• Dünyadaki ülkeler için “kendi kendine yetme” düşüncesi önem kazanacak. Özellikle her ülke kritik konularda ithalat yapalın hizmetler- in/malların kendi topraklarında üretilmesine önem verecek.

• Küreselleşmenin biraz gerileyebileceğini düşünüyorum. Yani çinden mal almak yerine, kendi ülkemizde aldığımız malı/hizmeti oluşturacağız. Bu da yerel şirketlerin sektöre girmesine güçlenmesine yol açacak. Daha küçük, butik ve stratejik üretim tesislerinin olacağını düşünüyorum.

• Turizm de etkilenecek. Sadece kısa vadeli değil. İnsanların bir ülkeye gelmesi artık döviz değil hastalık da getirebileceği akıllara gelme- ye başlayacak. Konsolosluklar vize ile beraber daha sıkı bir sağlık raporu isteyebilirler.

Teknoloji ile beraber sağlık kimlik kartları oluşturulabilir. Tüm sağlık taramalarımız bu kartta ya da bulut da durabilir.

Durum böyle olunca restoran, otel, hava yolları gibi alanlar hijyen koşullarını tekrar gözden geçirecekler. 1 saat önce otelde kalan ya da 15 dakika önce uçak koltuğunda oturan birinin hasta olup olmadığını insanlar düşünmeye başlayabilir.

• Home office, son dönemlerde popüler olan bir iş hayatına dönüştü. Bence verimli bir yöntem. 2000'lerin ortasından itibaren. Homo Sapiens olarak bizler, teknolojik alışkanlıklar edindik. Yeni rutinler. Bu da bizleri kameralı uygulamalara aşinalık ve kolaylık sağlamamıza sebep oldu. Teknoloji ile beraber personelin evden çalışmasının daha verimli olup olmadığını tecrübe ediniyoruz. Daha başındayız. Bir çalışanın evde şirket sistemine bağlandıktan sonra şirketin, çalışanının mouse hare- ketinden, tıklama yerine ya da sayısına kadar data tutabileceği ve verimliliği artırabileceğini düşünüyorum.

• E- Öğrenme konusunda, Kaykayoglu Innova- tion Group olarak bu sürece biz de tam desteğimizi veriyoruz. Neredeyse tüm eğitimlerimizi uzaktan eğitim sistemine geçirdik. Zoom, Microsoft Teams ve Miro uygulamaları ile gerçekleştiriyoruz. Hali hazırdaki firmalarımızla bu süreci hızlı adapte olmak için çalışıyoruz. Bazı firmalarımızla uzaktan eğitimlere başladık bile. Burada fiziksel ve psikolojik durumlar olmuyor. Bunu tecrübe edineceğiz.

Home office sisteminin içinde de mutlaka olması gereken bir e-öğrenmeden bahsedebiliriz. Keza girişimcilerinde bu e-öğrenme olaylarına daha çok dahil olmaları ve olayların bütününü görmek için daha çok e-öğrenmeye katılımları gerekmekte olduğunu düşünüyorum.

William Plomer, teknik yaratıcılığın tanımı için şu cümleyi kurmuştu. “Yaratıcılık, alakasız gibi gözüken öğeleri birbirine bağlayabilme gücüdür.” Girişimciler, alakasız gözüken öğeler ile metaforik düşünmeliler.

Bir girişimci ile aramda geçen bir diyalogdan bahsetmek istiyorum. Elazığ Teknopark da Yaratıcı Düşünme ve Fikir Üretme Eğitimim sırasında bir öğrenci projesinden bahsetti.
Projesi “Yüz Takip Sistemi”. Projesine hakim ve ne yaptığını bilen bu genç girişimciye şu tavsiyede bulundum. “Ayçiçeği”

Ayçiçeği, güneşe doğru boynunu çeviren, takip eden, yapraklarının hareketi güneş ışınına tepki veren bir bitki.

Yüz takip sistemi ve ayçiçeği. Sizde bağlantıyı kurdunuz hemen değil mi?

Evet metaforik düşünme. Girişimciler doğadan ilham almalı. Biyomimikri yöntemini düşünmeliler. Özellikle bu dönemde doğa ananın her olaya adapte olmak için düzenini sağlamaya çalıştığı gibi girişimcilerde cevaplarını doğada aramaya başlayabilirler. Hayal kurun özellikle bu zor dönemlerde daha çok hayal kurun.

Belkide en önemlisi hayal kurmak. Pozitif düşünmeyi ortaya çıkarmak dışında ilhamında bir numaralı kaynağıdır. Öyle veya böyle hayat devam ediyor. Başka alternatifimiz var mı?

Kelime dağarcığı, daha çok kelime bilmek gerekmektedir. Projelerimizi sunmak ya da pazarlarmak daha doğru kelimlere ile daha verimli olur. Karantina sürecinde kitap okumak, makale okumak ya da e-öğrenme süreçleri ifade gücümüzü geliştirecektir.

Hayatımızı, varoluşumuzu daha fazla sorguladığımız şu dönemlerde daha çok soru sormak için en doğru vakit. Etrafımıza soru sormaktan bahsetmiyorum. Kendimize soralım. Ne istiyorum? Ne yapmam lazım? Beni ne mutlu ediyor? Hayatımın ilerleyen dönemlerinde nerede olmak istiyorum? Hangi proje ile kendimi mutlu hissedeceğim? gibi...

Kuşkusuz şuan bir bocalama olsa da e-ticaret ve e-eğlence daha fazla önem kazanacak.
Netflix, Amazon ya da Türkiye’deki platformlar daha da talep görecekler. Bu zaten bilinen bir durum. Ancak COVID_19 sonrası  daha küçük ve butik e-ticaret fırsatlarının olacağını inancındayım. 21. yy Yaratıcı Ekonomi çağı, her gün ortaya çıkan projelerin %90 dan fazlası dijital ürünler/hizmetler. İnsanların acılarını daha iyi anlaşılması lazım. Daha kuvvetli empati yapılması gerekmekte. İlham vereceğini bildiğim ve startuplarında üstünde durdugu Tasarımcı Düşünme konusunu daha dikkate alınması görüşündeyim. Steve Jobs’ın dediği gibi “Teknoloji üreterek müşteri aranmaz, Müşteri ihtiyacına göre teknoloji üretilir.”

Hazır evdeyken verimli sosyalleşmek de çok önemli. Aile fertleriniz ile ya da uzaktan görüşme programları aracılığı ile arkadaşlarınızla sadece sohbet etmeyin. Bir filme karar verin bir kitaba karar verin ve bir sonraki sohbetinizin 15-20 dakikasını bu ortak aktivitelere ayırın.

Bugünler de öğrenmeye daha çok ihtiyacımızın olduğunu anlıyoruz. Kardeşlerimiz, gençler ve genç profesyoneller, Türkiye nin yaratıcı çalışan sınıfı olarak şuan uzaktan öğreniyor. Ülkemizde bir ilk yaşanıyor. Her şey yoluna girince iş gücünü geliştirmiş ülkeler bir adım daha öne çıkacak. 80 sonrası doğanlar, COVID-19'dan evvel de böyleydi ama bu salgın sonrasında bu kuşak çok daha büyük önem kazanacak. Bu ülkenin ekonomisinin başında bu jenerasyon olacak. Bu süreçten çok güçlü çıkmak için karantina dönemini çok iyi kullanmalıyız.

Evde kalın, sağlıklı kalın.

Y. Bora Kaykayoğlu